25.4.10

N'APTIK, n'ETTİK- gANA


Bir "n'aptık, n'ettik" bölümümüze daha hoşgeldiniz sayın seyirciler. Bugünkü bölümümüzde sizlere "Thriller" tadında bir Ghana maceramı anlatacağım.

Ghana da nedir ki diyenler haklı zira ona Ghana değil Gana denir Türkçemizde. Halen daha ben Ganayı da bilmem ki diyorsanız eh derim o zaman. Gana güzelim Afrika kıtasının ne yazık ki güzelim diyemeyeceğim ülkelerinden birisidir. Kafayı kırmış olduğumuz zamanların birisinde bir Batı Afrika turu yaptıydık. Gana, Benin, Togo üçlemesi şeklinde bir uçukluk. Gezinin bütünü maceralı olmakla beraber benim için unutulmaz bölümü şöyledir:

Gana'nın başkenti Accra'da olduğumuz gün öğleden sonra serbesttik. Biz de Lonely Planet'in Gana kitabından faydalanarak ve tabii çok çok ama çok salak bireyler olarak kendimize gezip görmek için bir yer belirledik. Tabii çok çok ama bilemeyeceğiniz kadar çok salak bireyler olduğumuzdan olacak bu yere minibüsle gitmeye karar verdik. Kara Afrikanın en marsık karası tenlerinin barındığı ülkelerden birinde iki bembeyaz insanoğlu, tıklım tekiş, bizim Kartal-Pendik minibüsleri kıvamında bir minibüste...İnsanlar gulyabani dilinde ve adeta suratlarımıza çarparcasına konuşuyorlardı. Birisi bana bakıp birşey diyor ve bütün minibüs hep bir ağızdan kah kah gidi kah kah şeklinde gülüyor. Artık ne diyorsa; aman da bunu eti ne güzel olur diyor ötekiler de hadi canım sen de bence ötekininki daha iyidir falan gibi algılıyorum ben bütün bu sohbetleri...Neyse...minibüsten indik, gezeceğimiz yeri gezdik...Oldu mu size karanlık...Biz gene bindik bir minibüse ama artık ben korkudan ağladım ağlayacağım yani...

Minibüse ilk bindiğimiz yere geldiğimizi düşünerek indik. Fakat orası orası değil, bunu anladık. Taksi kılıklı birşeye bindik. Otelin ismini gösterdik. Şöför ingilizce konuşmuyor; gene gulyabani dilinde birşeyler söylüyor. Arabanın içinde mavi renkli bir ışık vardı biz bindiğimizde. Onu söndürüyor. Allahım...Alllaahıııım....

Doğru olmadığına emin olduğumuz bir yerlere götürüyor bizi. En sonunda ışıklardan iyice uzaklaşıp bir sokağa giriyor. Ben artık kalp spazmının öncü birlikleri ile mücadele vermekteyim. Kalabalık bir sokak burası ama sadece erkek var. Yanımdaki şahs-ı muhtereme "durdursun yoksa polise haber vereceğiz de" diyorum. Peehhhh...polis mi? ne polisi kızım? Nihayet beklenen oluyor. Kalabalık arabının önünde duruyor. Araba da iyice yavaşlıyor...Nefesim ayak parmaklarımdan çıkıyor..kalbim popomda atıyor... Bir hışımla araba durur durmaz kendimizi dışarı atıyoruz.

Herkes bu iki beyaz ama korkudan da iyice kireç beyazı olmuş bizciklere bakıyor. Gene gulyabani dili ve gülüşmeler. İndiğimiz yerde bir bakkal var. O sırada yanımıza arabasıyla bir adam yaklaşıyor. İngilizce bize yardımcı olmak istediğini söylüyor. Denize düşen yılana sarılır sayın seyirciler. Biz de öyle yapıyoruz ve bu arabaya biniyoruz. Bu şahıs bizi gerçekten de otelimize götürüyor...Kendisine binlerce defa teşekkür ediyoruz. Micheal'dı adı...Ona da buradan selam olsun. I love you Micheal...:)
Micheal resmi (Temsili)

Otele gelince böğüre böğüre ağlıyorum. şahsı muhteremle birbirimize sarılıyoruz...öylece sabahı buluyoruz.

Yanlış anlaşılmasın..Afrikayı severim ama bu macera pek bir absürd...anlatmadan edemedim.

5 yorum:

Anti-Kahraman dedi ki...

oy oy oy,arabanin onunu keser erkek zenciler kotuymus :) ben de bu yaz kenya'ya gidebilirim galiba.daha tam belli degil gerci.neyse olayin icinde ben olunca yarin bile belli degil gerci :)

indis dedi ki...

23 nisan da gana damıydın? anlamadım ben .

FUNdy dedi ki...

-Anti-Kahraman
Ebelek turist anlayışını en iyi biçimde temsil ettiğimize inanıyorum bu macerayla.
Sonuçta doğu sahiller hep daha çekici olduğundan Kenya'yı beğeneceksindir ama Lonely Planet guide'i alacak olursan yapın dediklerini yapmadan önce beş defa falan bi düşün :)
-indis
indisim yok diil...geçmiş zaman olur ki cinsinden bir anıştırma yapayım dediydim...

Deniz dedi ki...

Bu anınının daha kötü bir versiyonu olabilirdi, şükredin ki Tiboti'yi götürmediniz :) Ama o, siyah halkı da kendine bağlardı orada 2 dakikada...

FUNdy dedi ki...

- Deniz
Gitmeden once sarı humma aşıları, sıtma ilaçları felen zati gidemezdi, Tobycan. Adam olan bebeyi oyle yerlere götürmez...:) Aslında adam olan öyle yerlere hadi gitti diyelim hiç olmazsa böle manyaklıklar yapmaz da...işte n'etcen...:)